TourTurkey2006-1

Merhaba motorsever arkadaslarιmιz, Sizlere 2006 Türkiye tatilimizi anlatmak istiyorum, cünkü her motorcunun azιcιk da olsa ileride bilmesi gereken seyler olabilir, tabiiki bu geziyi merak eden kesimlerede haksιzlιk yapmayalιm…

BÖLÜM 1 ‘’EINDHOVEN-ÜNYE’’Günlerden 26 haziran 2006 Pazartesi;

Bir gün önceden yaptιgιmιz hazιrlιklarιmιzι control edip, eksiklerimizi tamamlamιstιk. Saat 13:00 civarlarι Murat ve Ferhat ile telefonlasarak, Ferhatιn evinde Helmond’da bulusmaya karar verdik. Ben akrabalarιm ve arkadaslarιmla vedalastιktan sonra saat 16:00da bulusma yerinde idim. Muratda geldikten sonra saat 19:00 civarι yola cιktιk. Ben arka koltukta bir sιrt cantasι, Ferhat arka koltukta bir motor cantasι, Murat ise motorunun ekstra bagajlιklarιnιn yanι sιra bir de yol cantasι atmιstι arka koltuga. Ben ilk önceleri depo cantasι alma niyetim vardι ama tecrubeli birkac arkadasιmdan aldιgιm bilgiler ιsιgιnda deponun üzerini bos bιraktιm, ki cok iyi yaptιgιmιn inancιndayιm, cünkü rüzgardan kacacak bir yeriniz oluyor depo üzerinde.

O aksam bayagι yol almιstιk, gece yolculugu zevkli geciyordu. Almanya otobanlarι güzeldi ama daha güzeli Türkiyeye motorla gitme özleminin artιk gercege dönüsmesi ve km’lerin gittikce arkamιzda bιrakmamιz idi.

Günlerden 27 haziran 2006 salι saat gece 01:00 civarlarι; Almanyadan cιkmak üzereydik, yollarda hanιmlarιmιzιn yaptιgι puhacalarι yiyiyorduk, havalarda cok güzeldi. Venlo üzerinden A61’i, sonra da Baseli takip ederek Isvicreye girmistik, girdik girmesine ama ne hacettir gecenin azizligine ugrayarak Baseli gözümüzden kacιrdιk ve beklemedigimiz bir anda Fransa’ya girdik. Bu sιralarda kabuslar zincirinin basladιgιnιn farkιnda degildik. Yola devam ettik cünkü ileride Baseli tekrar vereceginden emindik, Fransa topraklarιnda bir Ducati sürücüsü bize yardιm icin durmustu ve bu güzel bir motorcu örnegiydi. Neyse ileride birazda tom tom’un yardιmιyla tekrar yolumuza döndük, hemen bir benzinlige girdik. Amacimiz hem benzin almak, hem vinyet (€ 28) almak hemde yol güzergahιmιzι bir gözden gecirmekdi, kahvemizi ve red bull’umuzuda ictik icmesine ama Isvicrenin bosu bosuna adι cιkmamιs bu pahallilikla, bir kahveye 4 euro aldιlar, bir yudumu bir euro gelen kahvemizide sindire sindire ictik.

Henüz dinlenmemis, henüz dinlenmeyede niyetimiz yoktu, Gothard tünelinden önce yol calιsmalarι yüzünden biraz daha dolanmιstιk ama bu daha bir sey degildi cünkü Gothard tünelinin kapali oldugundan haberimiz yoktu. Tünele geldigimizde kapali oldugunu görmek moralimizi bozmustu, Yine gecenin azizligindendir tünelin neresinden dolanacagιmιzι bulamιyorduk. Yol calisma tabelalarι da kesinlikle hic bir sekilde anlasιlιr derecede degildi. Hatta bir ara aynι yoldan iki defa gectigimizi bile hatirliyorum. Cok yorulmustuk artιk sinirlerimiz hat saffada bozulmus Gothardι gecemiyorduk. Gün aydιnlanmaya basladιgιnda acιk bir otel bulduk ve ‘’bir güzel uyuduk’’, demek isterdim ama otele yolumuzu sormaya girmistik. Ama siz siz olun kesinlikle yola erken cιkιn ve dinlenmeye cok zaman ayιrιn. Neyse otel calιsanlarιda bize hak vermislerdi, yolunu kaybedenlerin tek biz olmadιgιnι söylediler. Cok stresli bir ortam olusmustu, uykusuzluk, saatlarce yol kaybedisimiz vesaire vesaire.. Ama ne yalan söyliyeyim Isvicre’ye hayran kalmιstιm, havasι, daglarin güzelligi, göllerin berraklιgι, cok harika bir doga güzelligi vardι.

Tarif edilen yollardan sürekli daglara cιkιyorduk ve gittikcede havanιn sogudunu hissediyorduk, inanιlmaz yüksekde idik, her taraf kar yιgιntιlarιyla dolu ve nerdeyse bulutlara dokunabilecekdik. Hala uyumamιstιk, dilek ola pazartesi sabahιndan beri 24 sattir uyumuyor 18 saattirde yollardaydιk, dinlenmeye cok ihtiyacιmιz vardι ve niyetliydik de ama ilk önce isvicre kabusunu bir atlatmak istiyorduk. Ayrιca, Ferhat’ιn 1000/2000 metre yüksekliginde ve ucurum dolu daglardaki keskin virajlarda nasιl bir cesaretle yatmasι onun kendisine ve motoruna olan güvencini gösteriyordu, hayran verici ve görülmeye degerdi. Her cιktιgιmιz dagιn tepesinde ve eteginde durmus bizi bekliyordu.

Yaklasιk 6 saatlik Gothard cevre turumuzu tamamladιktan sonra en sonunda italyaya giden yolu bulduk ama tabi buarada bizimde yorgunluktan, uykusuzluktan, stresden, sιcaktan ve soguktan beynimiz durmus, kalp atιslarιmιz degismis, gözlerimiz kan canagιna dönmüstü. Italyaya girmistik ama ne girisdi, daglarιn 10 ile 20 arasι ιsι derecesinden asagιda birden 40/45 derece sιcaklιkla karsιlasιnca hep eridik bittik. Hemen bir benzinlige cektik, biraz sulandιk, ucuz ve lezzetli yemekler yedik. Benzinlikde dinlenecektik ama cok kalabalιk oldugundan ileride bir park yerinde dinlenmeye karar verdik. Sιrayla göz dinlendirmek amacιyla yarιmsar saat arayla uyuduk, bu biraz iyi gelmisti benzinimiz de vardι tekrar yola cιktιk. Italyanιn sιcagι o kadar yakιyordu ki resmen motor üzerinde 160 km hιzla bile 40 derece esiyordu, yazlιk motor kιyafetiyle bile yanιyordu insan. Italyadaki motorcular T-shirtlerle geziyorlardι. Siz siz olun italya üzeri giderseniz kesinlikle yazlιk ve kaliteli kιyafetlerle gidin. Milanι gectikden sonra ferhat arkadasιmιz bazι istenmeyen nedenlerden dolayι yolculuguna son vermek istedi ve Hollanda’ya geri gitti. Muratla ikimiz yola devam etmek zorunda kaldιk, aksam saat 21:00 civarlarι Anconada idik. 30 saattir uykusuz yollardaydιk, ertesi sabah da gemi kalkacagindan dolayι dinlenme olanaklarιmιz daha kιsιtlι olmaya basladι. Bütün gece durmaksιzιn Ancona-Bari arasι yolaldιk.

Günlerden 28 haziran carsamba saat 06:00 civarlarι;
Sabah
ιn ilk ιsιklarιyla Bari de idik, inanιn vücud gücünün bittigi yerde Allah’ιn verdigi iman gücüyle geldik Bari’ye ve Brindisi 100 km yazdιgιnda sevinemedik cünkü o 100 km yi cekecek ne halimiz ne dermanimiz ne de iman gücümüz kalmιstι, artιk ruhen ve vücuden yakιtιmιz bitmisti. Bana deselerdi insan vücudununda bir bitis noktasι vardιr diye inanmazdιm. Tabii bunlarιn hepsi kendi sucumuz, kendimiz ettik kendimiz bulduk, erken cιkιp dinlenmeye zaman ayιrmalιydιk.Eger motor ile italya üzeri gelirseniz sakιn ama sakιn Brindisi üzeri gelmeyin. 50 euro fazla verin, 10 saat daha fazla gemide kalιn ama Ancona’dan binin. No Brindisi be Happy!

Baride de biraz dinlendikten sonra son 100 km icin yola cιktιk ve Allah’a sükürler olsun Brindisiye gelmistik. Gemiyi bulduk, biletlerimizi aldιk, cift kabin cift kisi, kisi basιna 200 euro. Arac sιrasιnda birde bizi en son almazlarmι, pistik günesin altιnda. Sabah 11’de sonun da gemimize binebildik, dilek ola tam 40 saat ve 2500 km vardι arkamιzda…Odamιza girmemmizle kιyafetlerimizi cιkartιp dusa kosmamιs bir olmustu. Dustan sonra bir uyumusuz sormayιn. Aksam gemide arkadaslarla tanιstιk, Cevdet agabey, Adem kardes ve enistesi. Kahvaltι, yemekler ve servis cok iyi idi Marmara lines gemisinde. Tabiiki gemi yolculugunun güzel taraflarιnda biride günesle direk temas halindesiniz, güvertede yürümek bile sizi kιzartabiliyor. Ben 2 saat yattιm kapkara oldum.

Günlerden 29 haziran persembe;
Sabah
ι ve ögleninide gemide arkadaslarιmizla gecirdikten sonra, saat 19:00 civarlarι Cesmeye varmιsdιk. Pasaport kontrolü, triptrik derken 2 saat sonra gümrükten cιkmιstιk. Cιkιsda hemen bir benzinlik vardι, depolarι doldurup Izmire dogru yola cιktιk. Bu arada dikkatinizi cekmen gereken nokta ‘’Türkiye yollarιnιn ve asfaltlarιnιn cok kaygan’’ oldugudur. Daha benzinlikden cιkarken motorun arkasι gümbürtüye gidiyordu, ‘’Yollar kaymak gibi’’ terimi herhalde Türkiye yollarιndan esinlenerek ortaya cιktι, cünkü vιcιr vιcιr kayιyor yollar, ama dikkatli gidilirse No Problem.

Izmir Murat arkadasιmιzιn son duragι oldugundan onunlada vedalastιk. Ben o aksam yola cιkmadιm, gemide dinlenmistim ama gece tehlikeli idi yollar, Izmirde akrabalarιm vardι. Yatιya onlarda kaldιm.

Günlerden 30 haziran saat 07:00 civarlarι;
Sabah erkenden kalkm
ιs, yesil rengiyle Hollanda’dan cιktιgιm, izmirde sineklerden, tozdan ve camurdan kapkara olmus motorumu 1 saatlik bir yιkama yaglama calιsmalarι sonucunda eski rengine getirmeyi basarmιstιm. Saat 08:30 da Izmirden yola cιktιm, Ankara-Eskisehir istikametine dogru, daha 1250 km yolum vardi güzel Ünyeme. Yollar güzeldi, havalar sιcakdι ama yer yer yüksek kesimlerden gectigim icin cok serin yerlerde vardι. Insanlarιn cok acayip ilgisi vardι motor sürücülerine, el sallayanlardan tutun ιslιk calanlara kadar 7’den 77’ye herkes bir bakιs atιyordu. Benzinliklerde gelip motor hakkιnda, yolculugumun hakkιnda sorular soruyorlardι. Cay ιsmarlamak isteyenler, muhabbet etmek isteyenler.. Fakirinden zenginlerine kadar cok cesitli insanlarla muhabbetim oldu. Bunu cok icten söylüyorum, arkamda bιraktιgιm 2500 km’lik avrupa yolculugu ve daha önceki gezilerimizden aldιgιm zevki daha Afyona gelmeden almιstιm, insanlarιn fakiride zenginide cok sιcak ve ictendi. En önemlisi Türkiyede artιk motora saygι gelmisti, Inanιn hic bir tehlike atlatmadιm..

Yol kenarlarιnda her yöreye ait sebze ve meyveler satιlιyor, her 2 km de bir soguk kaynak sularιnιn aktιgι cesmeler cιkιyordu karsιma. Hιz sιnιrιnιn 100 km/h oldugu Türkiye yollarinda benim hιzιm 120 ile 160 km/h arasi degisiyordu, o yüzden birkac defa radara yakalandιm. Ne diyeyim kendim arandιm ama 100 km/h ile 1250 km bitmezdi. Yollarda sürücülerin benimle yarιsa kalkmalarιda ilgimi cekti. Kimseyle yarιs yapmak istemiyordum ama yerli ve yabanci X5’ler, Mercedesler, BMW’ler yanιma geliyor bir ara gazι, iki ara gazι, üc ara gazι veriyorlar sonrada benim sadece egsozumdan cιkan dumanla basbasa kalιyorlardι, sonra tekrar yavaslιyordum, yanιma tekrar gelip korna calιp gidiyorlardι, hoslarιna gidiyordu hιzlι makineler. Güzel seylerdi bunlar. Afyon, Eskisehir, Ankara, Kιrιkkale, Corum, Amasya derken..

Günlerden 30 haziran saat 20:00 civarlarι;
Allah’
ιn izniyle Samsuna il sιnιrιna girmistim, kaskιmι cιkartιp bandanamι ve gözlügümü taktιm, Cünkü Karadenizimin kokusunu koklamak, o temiz dogasιnι ve güzelliklerini cιplak gözle görmeliydim. Denize dogru indikce cok tatlι bir esinti geliyordu yüzüme, gittikce bunaltιcι havadan uzaklasιp Karadenizin esintili huzuruna dogru gidiyordum ve deniz görünmüstü. Cok ama cok süper bir duygu idi 4000 km’nin ardιndan oralarι görebilmek. Sahile inmistim artιk, cok yorulmustum ama sahilin güzelligi ve havasι beni diriltmisti. 1 saat icinde evdeydim. Kimseye telefon acmamιstιm kacta gelecegime dair, herkes merak icindeydi. Ablamlar Samsun’da bir sitenin 10’uncu katιnda oturuyorlardι, egsoz sesini duymus olacaklarki motoru susturdugumda bir yerden alkis ve bagirisma sesleri geliyordu, yukarιya baktιgιmda ablamlar, annemler, akrabalar ‘’helal olsun sana, helal olsunnn.. hosgeldin Türkiye’ye’’ gibi tezahüratlar yapιyorlardι. Gülüyordum ama birde siz bana sorun…